|
İlk soluğu ciğerlerimize havasından doldurmuşuz. Minicik ayağımız şefkatli dünya toprağıyla ilk burada tanışmış. İlk ezanı burada fısıldamışlar, fani dünya sesi işitmemiş kulağımıza. İlk trasımızı berberinde olmuş, ilk çimmemizi hamamında yapmışız… ilk topumuzu çamurlu sokaklarında oynamış, ilk uçurtmamızı rüzgârla burada öpüştürmüşüz. Paçalı güvercinlerle sırdaşlık etmişiz ilk kez bacalarında. İlk kez kız peşine sokağında düşmüşüz, gönlümüzü evvela bu gök kubbenin altında havalandırmışız… dedemizi, nenemizi, babamızı cennetin selamlık kapısına burada tevdi etmişiz. Adına şehrimiz demişiz, insanını hemşeri bellemişiz.
Palandökenin tırnağına bir geven dikeni batsa yüreğimize zehirli okların saplanması bu yüzdendir. Bir parçalı bulut yüz dökse ejder tepesine, nazlanıp yağmur vermese; gönlümüz o dakka sina çölüne döner. Güneş çifte minareyi ısıtmasa tenimiz buz olur, mehtap şavkını Lalapaşa'dan esirgese o lahza hüzün kalbimize yatıya gelir. Derdini dert, kederini keder bellemişiz. Bir sonsuz karasevdanın adına Erzurum demişiz kısacası…
Erzurum geçmişin kutup yıldızıydı, geleceğin de sürekli parlayan yıldızı olacak. Bu inancımızı hep diri tutmanın yolu, geçmişimizi bilmekten, bilgiyle amel etmekten geçiyor.
VAHDET NAFİZ AKSU
vahdetnafizaksu.net
Daha bugün keyifle okuduğum çok değer verdiğim bir yazı. Düşünen beyni, yaşayan kalbi, yazan elleri kutluyorum Teşekkürler VAHDET NAFİZ AKSU
|