BİR ESKİŞEHİRLİ, ERZURUM HATIRATI yazmış olup; hiç bir harfini değiştirmeden yayınlıyorum Siyasilerimizin ve Bürokratlarımızın dikkatine sunuyorum.
20 yıl önce mezun olduğum üniversiteme (Atatürk Üniversitesi) bir dostumun daveti üzerine bayramı geçirmek üzere ailemle geldim ve hala Erzurum'dayım.
Üniversitede olan muhteşem değişiklik beni çok etkiledi ve mutlu etti.
Son üç rektör ki biri henüz yeni ve dolayısıyla değerlendirmemde etkisi çok az hakikaten yeni bir üniversite oluşmasına önemli katkıda bulunmuşlar.
Manzara, ağaçlar, çiçekler ve kasım ayında bile yemyeşil bir ortam.
Burada görev yapanlar çok şanslı.
Fakat Erzurum beni çok üzdü.
Bir şehir bu kadar mı bakımsız olur yazıktır.
Ucube alt geçitler şehrin yapısını ve görünüşünü çok bozmuş.
O mübarek Lalapaşa Camii sanki boynunu bükmüş, bakmaya kıyamadığım Yakutiye Medresesinin etrafı rezalet.
Çifte Minareli medreseye gittik kapısında tam yedi tane elinde sigara olan 16 - 17 yaşında çocuk bizi bakışlarıyla ve sözleriyle taciz etti.
Tuvalete gidelim dedik abdest alıp Ulu camide namaz kılalım böyle bir şey olmaz hanım abdest almaya tuvalete gidemedi.
Yaklaşık yirmi yıldır gelmediğim Erzurum şehir havasını yitirmiş köykent olmuş.
Demek ki bu kadar yıldır gelen bütün belediye başkanları, siyasiler şehrimizin yıllarını boşa harcamış.
Aslında benim yaşadığım ilde (Eskişehir) iktidara muhalefet eden bir belediye başkanı var ama Eskişehir'e Ak Parti çok daha büyük yatırımlar yaptı.
Belediye Başkanımız ve siyasilerimiz şehir için çok önemli çalışmalar yaptılar ve şehir yeni baştan yapıldı.
Erzurum'u bu hale getirenlerden hesap sorulmaması da bana çok ilginç geldi.
Vizyonu olmayan misyonu bellisiz insanlara bu mübarek şehri emanet edenler büyük vebal altındadırlar.
İnanın çarşamba günü gideceğim ama üniversitem adına büyük bir mutluluk yaşadım ama Erzurum adına çok büyük bir hayal kırıklığı yaşadım.
Arkadaşlarla yıllarımızı geçirdiğimiz sokağa evimizi görmeye gittim yıkılmış, dökülmüş ve inanın sokak yürünemez halde, çok büyük çukurlar var, ortalık çöp ve çamur içinde.
İnanınız ağladım gençliğimde gözümde büyüyen o güzelim sokak ve evler harabeye dönmüş.
Bahsettiğim yer şehrin merkezi ve mumcunun arka sokakları.
2011 falan diyorlardı ve ne umutlarla gelmiştim ama 2011 Erzurum'a hiçbir katkıda bulunmamış bence tek taraflı beslenme gibi şehre büyük zarar vermiş.
Bu şehirde 2011denilelek şehir ihmal edilmiş ve kentleşme açısından Erzurum'a gözümde yaşlarla koca bir sıfır verdim.
Sakın kimse hamaset yapıp bana kızmasın benim ekmeğimi, eşimi ve dolayıyla hayatımı kazandıran şehirdir Erzurum ve benim öz memleketim olarak görürüm Erzurum’u.
Bak Belediye Başkanı olan kardeşim Allah sorar aldığın emanete hıyanet ediyorsun.
Ben dualarımda her an yer alan ve bana çok şey katan bu şehir adına seni kınıyorum.
Ayrıca seni bu makama getirenleri de insafa ve izana davet ediyorum.
Ayrıca siyasilere de aynı şeyi diyorum.
Beni davet eden ve ağırlayan dostuma da söyledim buraya da yazayım kabinede bakanı olan hiç bir şehir bu kadar ihmal edilemez ve bu kadar kötü durumda olamaz.
Sayın bakana da rica ediyorum ve soruyorum siz bu şehri hiç dolaşmıyor musunuz?
Bu şehir sizlerin hiç mi umurunda değil?
Musluklardan akan su içilemiyor hatta çeşmelerden bile bir yudum su içemedik hiç mi vicdanınız sızlamaz sizin?
Akşamüstü şehirde kirli, kokan ve boğazı yakan solunamayan havadan dolayı yürüyemedik.
Kar bile yağmaz olmuş, kar bile küsmüş Erzurum’a.
Palandöken; biz Erzurum’da iken öğrencilerin rahatlıkla gittikleri ve eğlenebildikleri bir yerdi ama şimdilerde zenginlere hitap eden, öğrenciye ve Erzurumluya kapısını kapatmış. Belki de kar bu sebeple yağmıyor ve bu sebeple küsmüş Erzurum’a.
Bana okurken arkadaşlarım DADAŞ LEVENT derlerdi bunun da bilinmesini istedim.
Anlayacağınız derdim Erzurum’u kötülemek değil, Erzurum’u bu hale getirenlere yazılı bir sitem bırakmaktır.
ESKISEHIRLIDADAŞ LEVENT
Bu mektup 580 defa okundu.
|