29 Ağustos 2008 Cuma
 
     
 

E-postaya gönder Bu sayfa için bilgi gönder Özel mesaj gönder Yorum ekle Yazılara abone ol Yazarın yazılarına abone ol Tüm Yazılar

YAZARLAR
Zinnur TİRYAKİ
Dertliden Dökmeler
Cahit CAN
Erzurum’da 62 Şiddetinde OKS Depremi!
Nizamettin KORUCU
Bugünlerden Yarınlara Erzurum
Nurullah ÖZKILIÇ
Aşk
Nizam IŞIK
Yanlışlar Şehri

 
Site içerisinde arama yapmak için tıklayın Bilgi göndermek için tıklayın Üye olmak için tıklayın Üye girişi yapmak için tıklayın
 
 Prf. Dr. Berhan YILMAZ » Kula bela gelmez hak yazmadıkça, Hak bela yazmaz kul azmadıkça!
 
Prf. Dr. Berhan YILMAZ Yıllardır yaşadığımız bu terör belasından bir şekilde kurtulacağımıza eminim. Ülkemizin son otuz yılını heba eden, maddi, manevi devletimizi, insanımızı sıkıntılara sokan bu belaya acaba bizlerdeki bazı hatalar da ucundan bucağından sebep olmuş olabilir mi diye düşünmek gerekir kanaatindeyim.

Öncelikle vatana, millete verilebilecek hizmetlerin en büyüğünü vermiş olan şehitlik gibi en ulvi makama ulaşmış şehitlerimiz, gazilerimiz ve onların aileleri istisna olmak kaydıyla;

Daha eskiye gitmeyelim son kırk yıldır;

Bizler vatanımıza, bayrağımıza, devletimize, topraklarımıza yeterince sahip çıkarak gereken değeri ve hizmeti verdik mi?

Bizler dilimize, dinimize, kültürümüze, bütün toplumsal değerlerimize sahip çıktık mı?

Bizler ardımızdan gelen gençliğe maddi, manevi değerleri ile nasıl bir ülke bırakıyoruz, düşündük mü?

Bu ülkenin insanlarına yıllardır hortumcuların, dolandırıcıların, hırsızların, televolecilerin, magazincilerin şişirme haberleri pompalanmıyor mu?

Ülkemiz iftiralarla, dedikodularla yaşanılan ve hatta yönetilen bir ülke haline gelmedi mi?

Hak yemek, haksızlık yapmak ve devletin malına göz dikmek olağan görülür olmadı mı?

Hemen her meslek erbabının birincil amacı para kazanmak, zengin olmak ve üstelik hangi yoldan olursa olsun kısa sürede köşe dönmek değil mi?

Devlete sırtını yaslayıp zengin olmak, ihalelerden parsayı kapmak, çalıştığı kurumun kendine verdiği makam, mevki gücünü şahsi işleri için kullanmak veya kullandırmak normalleşmedi mi?

Ülkemizde fakirlik, işsizlik had safhada iken lüks evler, arabalar, lüks yeme içme, lüks giyim kuşam kısaca lüks hayat konusunda haddini aşan çılgınlıklar inadına inadına gündemi oluşturmuyor mu?

İlkokullara kadar inen uyuşturucu kullanımı olağan haberlerden sayılmıyor mu?

Benzin, uyuşturucu, silah kaçakçılığı ülkemize PKK'nın sebep olduğundan daha büyük maddi ve manevi zararlar vermiyor mu?

Fakirleri, fakirliği bilmeyen, umursamayan bir kesim keyif sürerken, vur patlasın çal oynasın yaşarken, fakir insanlar bakımsız, hasta, eğitimsiz değil mi?

Milli eğitimimizin durumu ortada değil mi? Parası olanın lüks dershanelerde, okullarda eğitim aldığı, diğerlerinin doğru dürüst öğretmen bulamadığı ve hatta okula ulaşmak için kilometrelerce yürüdüğü ülkemizin acı bir gerçeği değil mi?

Ülkemizin her tarafında birilerinin çocukları devletin araçları ile okullarına giderken, birilerinin çocukları yürüyemediği için plastik leğen içinde karın buzun üzerinde okullarına götürülmüyor mu?

Şimdi bizlerin karşımızdaki bariz, açık seçik bir düşman olan PKK'yı lanetlerken kendimize de bakarak, ben ülkeme ne yapıyorum, ne faydam var dememiz gerekmez mi?

Bu ülkede hortumculuğa, adaletsizliğe, gelir uçurumuna, işsizliğe, fakirliğe, hırsızlığa, değerlerimizin bu kadar törpülenmesine, maneviyatımızın bu kadar çöküşüne de PKK mı sebep olmaktadır?

Askerlerimiz şehit olunca bayrağa sahip çıkıp, sarılıp, sokaklara dökülüp, sloganlar attıktan sonra tekrar eski hayatımıza dönmek çözüm müdür?

İnsanlar bir bela ile karşılaşınca önce kendilerini sorgulamalıdır. Şu sıcak, hepimizin tetikte olduğu ve duygularımızın üst seviyelere çıktığı şu günlerde ALLAH'IN bizleri böyle bir bela ile neden karşı karşıya bıraktığını düşünmeliyiz.

Böylece kendi milletimize, kendi vatanımıza ve kendi insanımıza yaptığımız haksızlıklara belki bir son veririz.

Unutmayalım ki adaletsizliğin, eşitsizliğin kol gezdiği ülkelerde mutlaka belalar, problemler olacaktır.

Yıllardır terör belası kadar, belki de ondan tehlikeli olan, bizi rahat bırakmayan milli ve manevi değerlerimize karşı yapılan provokasyonlar, sinsi veya aleni saldırılardır. Materyalist, sapkın düşüncelerin bizlere pompalanması ve çok daha acısı bir kesim tarafından çağdaşlık yalanları adı altında kabul görmesi milletimizin harcını bozmaya yöneliktir.

Ahlaki değerlerine, dinine, diline, milliyetine, bağımsızlığına, hürriyete ve adalete düşkün Türk Halkı bu hasletlerini hatırlayıp özüne döndüğü, omuz omuza verdiği an büyük bir güç haline gelecektir. Zaten birilerinin ve bir yerlerin istemediği de budur.

Eklenme Tarihi : 29 Ağustos 2008 Cuma Okunma Sayısı : 324 İçeriği Yazdır

Stok Cari
  cankuş
Alman Papaz Naziler tarafından öldürüldükten sonra tuttuğu günlükteki şu satırlar dikkat çekiyor : Naziler arka mahalledeki birini alıp götürmüşler diye duydum.Hiç kimse ses çıkarmadı, ben de ses çıkarmadım.Sonra bizim mahalledeki komşulardan yahudi olanları alıp götürdüler.Hiçkimse ses çıkarmadı, ben de çıkarmadım.Sonra mahalledeki Alman doktoru alıp götürdüler.Hiç kimse ses çıkarmadı, ben de çıkarmadım.Sonra bir gün sabah 5te beni alıp götürdüler.Avazım çıktığı kadar bağırıp yardım istedim.HİÇ KİMSE SES ÇIKARMADI.
Sanırım anlatmak istediğimi anlamışsınızdır.Ses çıkardığınız için çok teşekkür ederiz.İnşallah sesinizi dahada yükseltirsiniz ve başkalarıda sizi takip eder.
Tarih : 15 Haziran 2008 14:10:57


Yorum yazmak için üye girişi yapmış olmalısınız.


Üye girişi yapmak için tıklayınız.

1001 Hatim

Misyonumuz | Kullanım Şartları | Yardım | Reklam | Basında Biz | İletişim