
Rusya'dan ayrılışın daha onbeşinci yılında, kardeşlerimizin diyarı:"BİR MİLLET, İKİ DÖVLET" diyen, Haydar Aliyev yurdu, Azarbaycan, Nahçivan gezisinden daha yeni döndük. Gezi ile ilgili çeşitli ve dikkate değer bazı anıları ve gördüklerimizi sizinle paylaşayım dedim.
Gerçi yediğim lüle kebap, tike kebap, bozbaş ve çeşitli türlerdeki bize aşina yeşilliğin tadı benim ağzımda ama size de gördüklerimin tadını açalım dedim.
Azeri Türk'ü ilk görüşte, mahçup ve ezilmiş görünümlü, güler yüzlü, sımsıcak bir yürek taşıyan; samimi bir halkın adı.
Türkiye'deki halkın kopyası, Ahıska Türk'ünün tıpkısı, Türkmen Milletinin yansıması; Özbek, Kırgız,Kazak,tacik,Lezgi ve Kırmançın, aynı şeyleri paylaşan bir değişik versiyonu.
Anadolu'nun sımsıcak köylüsünün misafir perverliğinde; İnsancıl şehirlisinin terbiyesinde bir yapı sahibi insanlar yurdu Azarbaycan.
Avrupa Kupası Müsabakalarının, sevinen ve her yeri süsleyen Türkiyesini düşünün. Afiş ,Bayrak ve posterlerle cadde ve sokakları bezenen, hala süslerin bulunduğu, sevincin yaşandığı bir diğer Türk ülkesi.Bizden ayrı düşünmeyen toplumla dolu bir Azarbaycan.
Bu yeni gidişim değil. Beşinci kezdir ziyaret ederim. Belki daha önceki yıllarda bu kadar gözlemci gezmedim ve olmadım diye mi? Yoksa bu gezişimde daha derinliğine inceleme yapma arzum mu? Belki de oradaki olağan üstü değişiklik mi? Bende çok olumlu fikirler ve duruş kazandırdı.
Ama gerçek olan bir şey var. Seksen yıla yakın Komünist Rusya rejiminde inleyen ve mağdur, fakir bırakılan bölgelerden biri olan Kafkasların en mağdur ve soyulan, sömürülen toplumu, ancak 12-13 yıla uyanarak, hatta titreyerek kendine dönmüş.
Ebulfeyz Elçibey ve Haydar Aliyev cesaretinde kendilerini bulan Azeri kardeşlerim, yıllarca duygusal olarak, geçmişin kötü günlerine ağlamış, Yakın zaman Ermeni katliamlarıyla sarsılmış, Rus destekli Ermeni silahlarının hedefi, çok gencini de şehit vererek, çok önemli sayılan bir toprak parçasını da kalleşçe kaybetmiştir.
Büyük devletlerin, başta Rusyanın, desteğiyle elinden alınan Karabağ, Azarbaycan'ın sağ bacak ve kolunu kendinden ayırarak; Türkiye ile, direk bağlantısı kesilmeye çalışılmıştır. Nahçivan Özerk Cumhuriyeti bizim sınırımız olarak bırakılmış, 40 kilometre eninde 120 kilometre boyunda bir kara parçasıyla, Ermenistan; İran'a ulaşmış ve Azarbaycan, Nahçivan irtibatını kesmiştir. Dolaylı olarak ta Türkiye Azarbaycan direk irtibatı engellenmiştir.
Bu olayların ardından İran, bölgede hükümran olmak için paçaları sıvamış, başta Nahçivan ve Azerbaycan'a kültürel yatırımlar denemiş, Azeri halkınca rağbet bulmamıştır. İran'ın Nahcivan'a yaptığı dini kompleksi, Cami ve medreseler, ilk günlerde ilgi odağı olmuşsa da, niyetlerin halis olmadığı erken sezilerek boş bırakılmıştır. Nahcivan merkezde atıl durumda kalmıştır. Ama 1992 yılında açılan NAHÇİVAN TÜRK LİSESİ yıllardır mezunlarıyla, başarı ve olimpiyatlardaki madalyaları ile Tüm Azerbaycan da benimsenmiş, giden öğretmenlerin gayreti ve eserleri ürünlerini vermiş, Azerbaycan Eğitimine çok başarılı kardeşlerimizi yetiştirmiştir. Kardeş yurdunda Türk milletini temsil bazında zirve yapan, o genç kardeşlerimizin alnından öpmek gerek. Türk itibarını yücelten o gençleri Allah korusun.
Nahçıvan'ın ŞERUR şehrindeki Türk lisesinin Azerbaycan çapındaki birincilikleri göğsümüzü kabarttı. Hele Ermenistan ve İran topraklarının buluştuğu bir harita köşesinde bulunan, beş altı bin nüfuslu, Gariban, fakir ORDUBAT; Türk Kız lisesiyle can bulmuş, Dünya çapındaki başarılarıyla yüzleri güldürmüş.
Gerçi Mayıs ayında bu okulların mezuniyet törenlerinde bulunmuştuk. Protokol ve kalabalık oluşumuzun engellediği bazı konularda kafamdaki istifhamlar kalakalmıştı. Ama şu son gezimde artık hiçbir sorum cevapsız kalmadı.
Cabbar Müellimin (Müdür Yardımcısı) Elif belletmenin sıcak karşılaması, Sevcan, Nermin, Sevda ve diğer kız öğrencilerin etrafımızı sararak cıvıl cıvıl bize ulaşmaya çalışmaları, izzet ve ikramları, terbiyeleri, çalışkanlıkları, gayret,iffet ve insana ait erdemlerin tüm iyilerini bize yansıtmaları; kalbimizi onlara bağladı.
Hele Nahçivan Zaman Gazetesi Bürosu ziyaretimizde, görevlilerin bize yakınlığı, Gazete yetkilisi Süleyman Bey'in Türkiye'de tatilde olması nedeniyle yerine bakan Mazlum kardeşin yakınlığı, bize rehberlik etmesini unutmak mümkün mü?
Nahçivan, Türk diyarı, Anadolu Türk insanının gayretlerinin de yaşadığı bir şehir. 2004 yılındaki ziyaretimiz sırasındaki sadece Nahçivan değil Tüm Azerbaycan'daki olumsuzlukların giderilmiş, tertemiz, planlı, tertiğli düzenli şehirler; kasabalar ve köyler oluşturulmuş. Parmak ısırtan bir değişim...
Daha önceki ziyaretlerimizde acıdığımız topraklar....
Şimdi bu gelişmeleri gözleyerek gıpta ettik...
Bizi yönetenlerin, bizim yatırımcı bürokratlarımızın, hele başkanından üst düzeyine Belediyecilerimizin; hiç olmazsa bir haftalığına oralara geziye gönderilmeleri iyi olur görüşündeyim. Tabi oraları görüp ellerinin arasına başlarını koymaları kaydıyla. O taşlar o denli güzel mi dizilir, sadece şehirlerde değil dağda bayırda dış yol kenarlarındaki düzenlemelerde de aynı. Dağ başında tertemiz süslü bir Bulak(çeşme), Cennet çeşmemizi hatırlatırken gözlerimizden yaşlar geldi.
Devlette tam bir devlet disiplini, insanlar uyumlu. Hafta sonları tüm memurlar, arazide Ekolojk çalışmada. Kimi yol kenarlarına ağaç ekiyor. kimi de o ekim alanlarında sulama çalışmasında....
Yedi sekiz sene önce simsiyah bir buğday cinsinden, taş gibi sert ekmek yiyen Azeri kardeğim, şimdi Allahın o gayretlere lutfu olan, kendi tabirleriyle ağ çörek yiyiyor. Helal olsun. Devlet ve toprak sevgisini orda tekrar yaşamak ta güzel...
Bize Türkiye ve Türk insanına olan sevgi ve güven her an yansıtılıyor. Hatta bazı yanlış insanların onları kırmasına rağmen. İran halkını ve iranı hiç beğenmeyen ve onlar başka emellerle bizim topraklarımızı ziyaret ediyor diye nitelendiren kardeşlerimize, umarız Türkiye'den yanlış insanlar çok gitmez de onları ve bizi üzmez.
Selçuklu atalarımızın toprakları. Karakoyunluların yaşadığı bölgede hükümran olduğu topraklar. Kafkas Türk ordusunun at koşturduğu, şehit olduğu topraklar. Duygulu insanlar, şairler, yazarlar ve muganniler,ozanlar diyarı...
Allah, hem Ülkemizi Türkiye'mizi, hem de Azerbaycan'ımızı şerlerin şerrinden korusun.